ÖĞRENME PSİKOLOJİSİ
3/12/2008
A) Eğitim – Öğrenme ilişkisi
Eğitim: Bireylerin davranışlarında istendik yönde değişiklik meydana getirme sürecidir.
Öğrenme ürünü olan davranışlar genel olarak iki yolla kazanılmaktadır.
Planlı eğitim yoluyla okullarda yada diğer eğitim kurumlarında
Yaşam içinde gelişigüzel
Refleks: Uyarımlara karşı verilen ani ve irade dışı tepkilerdir. Bu tepkiler insanda doğuştan potansiyel olarak vardır; zamanla olgunlaşmaya bağlı olarak ortaya çıkar.
İçgüdü: Doğuştan getirilen, türe özgü davranış örüntüleridir. Ör: arıların bal yapması, ipek böceğinin koza örmesi…..
Özellikleri
Doğuştan gelir, öğrenilmemiştir
Bir türün tüm üyelerinde aynı biçimde görülür.
Karmaşık davranış örüntüleridir.
Niçin yapıldığının bilincinde olmadan gerçekleşir.
B) Öğrenme
Yaşantı ürünü, kalıcı izli davranış değişikliğidir.
Özellikleri
1. Öğrenmede mutlaka bir davranış değişikliği meydana gelir.
· Öğrenme hangi düzeyde olursa olsun, sonucunda davranış değişikliği olur.
· Bireyin davranışlarını gözleyerek öğrenmenin gerçekleşip gerçekleşmediğini anlayabiliriz.
2. Öğrenme yaşantı ürünüdür.
Doğuştan getirilen özellikler öğrenme olarak nitelendirilemez.
Refleksler ve iç güdüler öğrenilmiş davranışlar değildir.
3. Öğrenme kalıcı izlidir.
Öğrenmeden söz edebilmek için, bireyin gösterdiği davranış değişikliğinin sürekliliğinin olması gerekir.
C) Öğrenmeyi Etkileyen Faktörler
1.Öğrenenle İlgili Faktörler (kişisel etkenler)
Türe özgü hazır oluş: Öğrenecek olan organizmanın istenilen davranışı göstermek için gerekli biyolojik donanıma sahip olması anlamına gelir.
Olgunlaşma: Davranışların öğrenilebilmesi için, organizmanın belli bir gelişmişlik düzeyine ulaşmış olması gerekir.
Zeka: Zihinsel açıdan yeterli düzeye ulaşmayanlar, belli bir yaşa ulaşsalar bile, istenilen öğrenmeyi gerçekleştiremez.
Genel uyarılmışlık hali ve Kaygı: Uyarılmışlığın ve kaygının orta düzeyde olması gerekir
Fizyolojik durum: Öğrenmede fizyolojik yapı önemlidir. Özellikle duyu organları
Önceki yaşantılar (deneyim): Önceden edinilmiş olan bilgiler, yeni bilgilerin öğrenilmesini kolaylaştırıyorsa buna olumlu aktarma (pozitif transfer), zorlaştırıyorsa (negatif transfer) olumsuz aktarma denir.
Güdülenme (motivasyon): Bir amaca ulaşmak, bir varlığı bir hazzı elde etmek için eylemde bulunma eğilimidir. Temelinde ihtiyaçlar vardır. Bruner’e göre öğrenciyi harekete geçiren en önemli güdü merak, başarılı olma ve birlikte çalışmadır.
2.Öğrenme Yöntemiyle İlgili Faktörler
Öğrenmeye ayrılan zaman: Zaman dikkate alındığında, öğrenme yöntemlerini aralıklı çalışma veya toplu çalışma şeklinde sınıflandırmak mümkündür. Kalıcı öğrenmenin hedeflendiği durumlarda aralıklı çalışmak daha iyi sonuç verir.
Öğrenilen konunun yapısı: öğrenilen konunun yapısına göre öğrenme yöntemleri, parçalara bölerek çalışma ve bütün halinde çalışma olarak ikiye ayrılabilir. Hangisinin daha yararlı olduğu ele alınan konuya göre değişmektedir.
Öğrencinin aktif katılımı: Öğrenenin aktif veya pasif oluşuna göre öğrenme yöntemleri dinleme,okuma, yazma, anlatma şeklinde sınıflanabilir. Öğrenen, aktif olduğu yöntemleri kullandığında öğrenmede artmaktadır.
Geri bildirim (dönüt): İyi bir öğrenmenin gerçekleşebilmesi için öğrenenin, öğrenip öğrenmediğini veya ne kadar öğrendiği ile ilgili olarak bilgilendirilmesi gerekir. Öğrenci, yaptığı öğrenmenin yeterli olup olmadığını güdülenme ortadan kalkmadan öğrenmelidir.
3.Öğrenme Malzemesiyle İlgili Faktörler
Algısal ayırt edebilirlik: Algının seçici bir özelliği vardır. Buna göre öğrenme malzemesinin çevresindeki uyarıcılardan ayırtedilebilir olması öğrenilmesini kolaylaştırır.
Anlamsal çağrışım: Ele alınan konular kazanılmış bilgi birikimiyle ilgili olmalıdır.
Kavramsal gruplandırma: Birçok bilgi ile karşılaşıldığında, bunların sistemli olarak bütünleştirilebilmesi, onun öğrenilebilirliğini arttırır. Birbirlerine kavramsal açıdan yakın veya benzer olan kavramlar öğrenmede kolaylık sağlar.
4.Ortam
Fiziki ve sosyal ortam öğrenmede etkilidir.
Bilişsel yaklaşıma göre öğrenme; bilginin algılanması, işlenmesi, kodlanması ve gerektiğinde geri getirilerek kullanılmasıdır.
Bilişsel süreç, algı, dikkat etme, yorulama, anlama ve hatırlama gibi zihinde gerçekleşen içsel oluşumları ifade eder.
Bu süreçte bireyler öğrenme sürecine aktif bir şekilde katılırlar.
Öğrenme zihinsel bağlantıların oluşmasını içerir; daha önceden öğrenilen bilgiler yeni bilgilerle ilişkilendirilir.
Bilgi örgütlenir.
BİLİŞSEL ÖĞRENME TÜRLERİ
1. GİZİL (örtük) ÖĞRENME
Bazı öğrenmeler, öğrenme amacı taşımaksızın, hatta kişi farkında olmadan gerçekleşir.
Bireyler fiziksel çevreleriyle ve nesnelerin yerleriyle ilgili olarak zihinlerinde bir harita oluştururlar. Buna bilişsel harita denir.
2. DENEME YANILMA YOLUYLA ÖĞRENME
Deneme yanılma yoluyla yapılan problem çözme sırasında, birey uyarıcı karşısında birçok davranışta bulunur. Bu davranışlardan pekiştirilenler öğrenilirken diğerleri söner.
Çözüm için gereksiz zaman kaybına neden olur.
3. SÖZEL ÖĞRENME
Sözel bilgi kolay öğrenilmekle birlikte, uzun süreli belleğe iyi kodlanmadığı takdirde çok kolay unutulur.
Sözel bilginin öğretiminde tekrar çok önemlidir.
Bellek destekleyiciler (sözel bilginin öğrenilmesinde kullanılır)
Görsel :
Bazı kimseler yeni öğrendikleri bilgileri görsel imaj olarak hayal ederek daha kolay hatırlarlar.
Sözel :
Bazı bellek destekleyiciler sadece sözeldir. Kısaltmalar, basit tekerlemeler, şiir ve şarkılar sözel bellek destekleyicilere örnektir.
Sözel bilgiler öğretiminin aşamaları
Kazandırılacak davranışın belirlenmesi
Olgunun yada sözel zincirin öğretmen tarafından söylenmesi
Sınıfa tekrarlatılması
Belli aralıklarla hatırlatılması
Doğru davranışların pekiştirilmesi
4. PSİKOMOTOR ÖĞRENME
Psikomotor beceriler genellikle birden çok duyu organı ve kasın koordinasyonuyla sağlanan karmaşık davranışlar bütünüdür.
Psikomotor becerilerin öğretimi
Psikomotor davranışlar büyük ölçüde model alma ve doğru davranışların pekiştirilmesi ve tekrarlar yoluyla öğrenilir.
Norman amatörlerle uzmanı ayıran 5 değişken belirlenmiştir.
Rahatlık : usta şoför, acemiye göre direksiyonun başında daha rahat oturur.
Otomatiklik: uzman kişiler beceriyi gösterirken, genellikle bilinçli olarak ne yaptıklarını düşünmezler. Usta şoför araba kullanırken yanındakiyle konuşabilir.
Zihinsel çaba: Beceri geliştikçe, zihinsel çaba azalır. Yapılan iş bireye daha kolay gelir. Usta şoför araba kullanırken yanındakiyle konuşabilir.
Stres: acemi kişiler beceriyi sergilerken stres altında kalırlar .
Bakış açısı: acemiler bir beceriyi gösterirken yaptıkları eylemlerin hepsine dikkat ederler.
5. PROGRAMLI ÖĞRENME
Kendine uygun materyalleri olan, öğrencilerin kendi hızları ile bireysel öğrenmelerini sağlayan bir öğretim yöntemidir.
Programlı öğretimin temel öğesi materyallerdir.
Programlı öğretimin ilkeleri
İlk olarak ulaşılacak hedef ve hedef davranışlar belirlenmelidir.
Problemler öğrencinin düzeyine uygun ve çözebilecek nitelikte oluşturulmalı
Öğretim materyali basitten karmaşığa doğru sıralanmalı
Hatalı cevaplar ve ceza olabildiğince azaltılıp, olumlu pekiştireç kullanılmalı
Davranışlar hakkında anında geri bildirim (dönüt) sağlanmalıdır.
Programlı öğretimin özellikleri
Öğrenilecek bilgi, her biri kolaylıkla kavranacak küçük birimlere bölünür.
Buna bağlı olarak öğrenme adım adım gerçekleşir.
Öğrenen birey etkindir; çünkü her bilgi adımında belirli davranış göstermesi istenir.
Öğrenmenin sağlanması için, öğrencinin doğru davranışlarına pekiştirme
Öğrenci yaptığı doğru ve yanlış cevaplar hakkında anında sonuç alır. yapılır. Dönüt vb.
Öğrenmede bireysel farklılıklar vardır. En iyi öğrenme, bireyin kendi hızıyla gerçekleştirdiği öğrenmedir. Bu nedenle öğrenciye kendi hızı ile ilerleme olanağı tanır.
Programlı öğretimin olumlu yönleri
Öğrencilerin kendi hızlarıyla öğrenmelerine olanak sağlar. Böylece bütün öğrencilere başarılı olma fırsatı tanır.
Öğrenme her zaman pekiştirilir. Öğrenciler kendi hızında bilinenden bilinmeyene doğru ilerler ve her doğru davranışı için pekiştireç alır.
Hemen dönüt verilir.dolayısıyla her öğrenci kendi hatalarını görür ve anında düzeltme yapabilir.
Programlı öğretim materyalleri ile ders dışında öğrencilerin öğrenme eksiklikleri tamamlanabilir.
Öğrenci süreçte etkin bir katılımcıdır, klasik koşullanmada olduğu gibi pasif değildir. Öğrenci aktif olduğundan, dikkatini uzun süre öğrenme konusu üzerinde toplayabilir.
Programda küçük adımlar vardır, geçişler kolay ve hatalar daha azdır.
Sınırlılıkları
Programlı öğretim materyalleri, hazırlanması uzmanlık gerektiren güç bir iştir. İyi hazırlanmazsa, öğrenciler için sıkıcı olabilir.
Eğitimde kazandırılmak istenen tüm davranışların adım adım öğretilmesi mümkün değildir. Özellikle karmaşık davranışların kazandırılmasında Programlı öğretim materyallerinden yararlanmak oldukça güçtür.
Programlı öğretim materyalleri bireysel çalışmayı gerektirdiğinden, çok sık kullanıldığı zaman öğrenciler arasındaki etkileşimi azaltır, toplumsal davranışların gelişmesini olumsuz yönde etkiler.
6. KAVRAYIŞ YOLUYLA ÖĞRENME (iç görüsel)
Kavrama yoluyla öğrenmelerde bireyin sahip olduğu bilişsel yapılarla, geçmiş yaşantılardan edindiği bilgiler önemli rol oynar.
Öğrencinin üçgenlerle ilgili bir problemi çözebilmesi için, problemle ilgili kavram ve ilkeleri bilmelidir.
Öğrenci gerekli bütün araç gereç ve yolları problem çözülünceye kadar düşünür; çözümü aniden bulduğunda, problem hakkında iç görü kazanmış olur.
A ) Bilgiyi İşleme Kuramının öğeleri
1) Yürütücü Biliş
Bireyin nasıl öğrendiğinin farkındalığını ifade eder.
Bilgiyi işleme kuramı; bilginin dışarıdan nasıl alındığını, nasıl işlendiği, nasıl depolandığı ve nasıl geri getirilip hatırlandığı sorunlarını yanıtlamaya çalışır.
Bilgiyi işleme kuramına göre öğrenmeye etki eden iki temel unsur vardır.
Bilginin depolandığı bellekler
Diğeri ise bu belleklere bilginin işlenmesini, saklanmasını ve hatırlanmasını sağlayan yürütücü kontrol süreçleridir.
2) Yürütücü Kontrol Süreçleri
a- Algı
Duyusal bilginin yorumlanması yada anlamlandırılması işlemidir.
Algı büyük ölçüde geçmiş yaşantılara dayalıdır.
Her bireyin aldığı uyarımları örgütleme biçimi farklı olduğundan, insanların uyarımları algılamaları da değişir. Ör: okul bahçesinde itişen iki çocuk, bir öğretmen tarafından “kavga ediyorlar”, başka bir öğretmen tarafından “şakalaşıyorlar” diye algılanabilir.
b- Algıda seçicilik ve Dikkat
Birey dikkat ettiği uyarıcıları algılar.
Bireyin beklenti ve ihtiyaçlarını karşılayan uyarıcılar. Ör: aç olduğumuzda yiyecekler dikkatimizi çeker.
Yabancı, farklı uyarıcılar dikkat çeker. Parlak renk, hareket, monoton bir ortamdaki ani değişme
Yalın ve karmaşık uyarıcılardan çok, orta dereceli uyarıcılar dikkat çeker.
Öğrenilmiş ipuçları dikkat çeker. Altı çizili, italik, kalın ….
c- Duyusal Kayıt
Bilgiyi edinmenin ilk aşaması duyusal kayıttır.
Bu aşamada çevredeki uyarıcılar, uyarıcının özelliğine göre, 5 duyu organımızdan biri tarafından alınarak sinirleri uyarır. Bu sırada uyarıcının izi yaklaşık 1-3 sn duyusal belleğe kayıt olur.
Ör: bir kitabın sayfalarını hızla çevirdiğimiz zaman sayfalardaki yazılar gözümüzde iz bırakır. Bu süreç duyusal kayıt olarak adlandırılır.
Duyulara kaydolan bilgilerin bilinçli ve anlamlı bir hale dönüşmesi için KSBye geçmesi gerekir.
Uyarıcılardan hangilerinin KSB[1]ye geçeceğini ise tanıma, dikkat ve algı süreçleri belirler.
d- Kısa Süreli Bellek
Bu belleğin kapasitesi oldukça sınırlıdır. Bu kapasitenin 7 birim olduğu kabul edilir. Plaka no, tel no gibi….
KSBin bu sınırlılığı yüzünden bilgiler gruplandırılarak çözümlenmeye çalışılır.
Ör: tel no. 636 38 13
KSBte bilgiler etkindir, bir kere kullanılmak üzere bulundurulan bilgileri tutar.
Bu bilgilerin daha uzun süreli kullanılabilmesi için;
Sık sık tekrar edilmesi
Anlamlandırma gibi bir takım kodlama stratejilerinden yararlanmak
Ezberlenerek, işitsel bir ritimle eşleştirilmesi gerekir.
e- Uzun Süreli Bellek
KSBdeki bilgiler kodlanarak uzun süreli belleğe gönderilir.
USB[2], yeni gelen bilgilerin eskilerle bütünleştirilerek saklandığı yerdir. USB nin kapasitesinin sınırları belli değildir. Bilgilerin burada kalma süresi çok uzundur.
KSBte etkin olan bilgiler USB de edilgen biçimde durur. Bu nedenle KSBdeki bilgi anında hatırlanırken, USBdeki bilgilerin hatırlanması için belli bir süre geçmesi gerekir.
Bilgilerin hatırlanma süresi, depolanma biçimine göre değişir. İyi örgütlenmiş bilgi daha çabuk hatırlanır.
Bilgiye gereksinim olduğunda USBden geri getirilir. Bu işlem kimi kez bilinçli olarak yapılır, kimi kez de otomatik olur.
USB’nin 3 temel bölmesi olduğunu savunmuştur.
1. Anısal Bellek
Anısal bellek kişisel yaşantılarımızın depolandığı yerdir.
Anısal bellekteki bilgi, ne zaman oluştuğu, nerede meydana geldiğine göre organize edilmiş imajlar halinde depolanır.
Anısal bellekteki olağan ve sürekli tekrarlanan olayların hatırlanması oldukça güçtür. Çünkü yeni olaylar öncekileri bozabilir.
2. Anlamsal Bellek
USB’nin bu bölümünde konu alanlarının kavramları, olguları, kuralları, genellemeleri depolanır.
Anlamsal bellek bilgiyi, hem görsel hem de sözel olarak kodlanmış ve birbirlerine bağlanmış olan ağlarda depolar.
3. İşlemsel Bellek
Herhangi bir şeyin nasıl yapılacağı ile ilgili bilgilerin, işlemlerin depolandığı bellektir.
İşlemsel belleğin oluşumu çok zaman alıcıdır, ancak bir kez meydana geldiğinde de kalıcılığa, hatırlanma özelliğine sahiptir.
Bilginin USB ye aktarılamasın da kullanılan süreçler
Tekrar: Bilgi yeterli sıklıkta tekrarlanırsa, USBye geçer. Aralıklı tekrar sürekli tekrardan daha etkilidir.
Etkinlik: Birey bilgiyi USBde depolamak için bilgiyi düzenler ve yapılandırır.
Rosenshine’ dan öğretmenlere öneriler.
Öğrencilerin yeniden düşünmesini ve çözümlemesini sağlayıcı sorular sorulmalı
Sunulan materyali olduğu gibi tekrar etmesi yerine, kendine özgü biçimde ifade etmesi sağlanmalı
Derslerde, tanımlamalardan çok, uygulamalar ve örnekler çözümlenerek sentez yapılması sağlanmalıdır.
Sorun çözdürülmelidir.
Ev ödevleri ve alıştırmalar verilmelidir.
Ezberlemeden çok anlamlandırmaya dayalı testler çözdürülmelidir.
f- Unutma
1. Kullanılmama yüzünden silinme: Kullanılmama yüzünden ileri gelen bir unutmanın önlenebilmesi için, öğrenilenlerin kullanılması gerekir.
2. Bastırma: İşimize gelmeyen olay ve nesneleri bilinç altımızda bastırarak unutmak. Ör: Öğrencilerin kopya çekmesine izin vermeyen bir öğretmenin, öğrenciliğinde çektiği kopyaları hatırlamak istememesi,
3. Sızan kova hipotezi: Yeni yaşantılar edindikçe eski yaşantıların unutulması
4. Ket vurma
a- Geriye ket vurma: Yeni öğrenilen bilgilerin, eski öğrenilenleri unutturmasıdır. Ör: Yeni edinilen arkadaşlıkların, önceki arkadaşlıkları unutturması gibi….
b- İleriye Ket vurma: Önceden öğrenilmiş bilgilerin yeni öğrenilenleri unutturmasıdır. Ör.: Önceki hesap işlem şifresinin yeni şifreyi unutturması ….
Ket vurma, özellikle iki öğrenme malzemesi birbirine biraz benzediğinde ortaya çıkar.
İki öğrenme malzemesi birbirlerine hiç benzemediklerinde veya çok benzediklerinde ket vurmanın çok az olduğu veya hiç olmadığı görülmektedir.
Ket vurmayı önlemenin yolu, iki öğrenme arasında zihni dinlendirmek, gerekiyorsa uyumaktır.
Ket vurma ihtimali olan konular birbirine yakın zamanlarda öğrenmemeye çalışılmalıdır.
g- Hatırlama (geri getirme)
Geri getirme USBden, bilginin aranıp bulunarak etkin duruma getirilmesidir.
Hatırlamadaki önemli bir etken, bireylerin yeteneklerindeki ayrılıklardır.
Bireyin tutumu hatırlamada önemli bir rol oynar. Bireyin öğrenme ve öğrendiği şeyi anımsama isteği akılda tutmayı kolaylaştırır.
Öğretim sürecinde iyi örgütlenmiş materyalin kullanılması, bilgilerin kodlanmasını ve hatırlanmasını kolaylaştırır.
B ) Öğrenme Stratejileri
Tekrar Stratejileri:
Bilginin USBye daha uygun işlenmesine yardım eder.
Ezber için kullanılır.
Anlamlandırmayı Arttıran stratejiler:
Bilginin USBye çağrışımsal basamaklara dayanılarak aktarılması
Özetleme, not alma
Anlamlandırmada şu stratejiler ön plana çıkar. Soru sorma-not alma-özetleme
Özetleme, öğrencinin anlamlı okumasını, önemli düşünceleri benimsemesini ve kendi cümleleriyle içeriği oluşturmasını sağlar.
Özetleme Basamakları
Metindeki önemsiz bilgiyi çıkarmak
Ana düşünceyi belirlemek
Ana düşünceyi kendi cümleleriyle yeniden anlatmak
Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!
« Önceki - Sonraki »
Eğitim: Bireylerin davranışlarında istendik yönde değişiklik meydana getirme sürecidir.
Öğrenme ürünü olan davranışlar genel olarak iki yolla kazanılmaktadır.
Planlı eğitim yoluyla okullarda yada diğer eğitim kurumlarında
Yaşam içinde gelişigüzel
Refleks: Uyarımlara karşı verilen ani ve irade dışı tepkilerdir. Bu tepkiler insanda doğuştan potansiyel olarak vardır; zamanla olgunlaşmaya bağlı olarak ortaya çıkar.
İçgüdü: Doğuştan getirilen, türe özgü davranış örüntüleridir. Ör: arıların bal yapması, ipek böceğinin koza örmesi…..
Özellikleri
Doğuştan gelir, öğrenilmemiştir
Bir türün tüm üyelerinde aynı biçimde görülür.
Karmaşık davranış örüntüleridir.
Niçin yapıldığının bilincinde olmadan gerçekleşir.
B) Öğrenme
Yaşantı ürünü, kalıcı izli davranış değişikliğidir.
Özellikleri
1. Öğrenmede mutlaka bir davranış değişikliği meydana gelir.
· Öğrenme hangi düzeyde olursa olsun, sonucunda davranış değişikliği olur.
· Bireyin davranışlarını gözleyerek öğrenmenin gerçekleşip gerçekleşmediğini anlayabiliriz.
2. Öğrenme yaşantı ürünüdür.
Doğuştan getirilen özellikler öğrenme olarak nitelendirilemez.
Refleksler ve iç güdüler öğrenilmiş davranışlar değildir.
3. Öğrenme kalıcı izlidir.
Öğrenmeden söz edebilmek için, bireyin gösterdiği davranış değişikliğinin sürekliliğinin olması gerekir.
C) Öğrenmeyi Etkileyen Faktörler
1.Öğrenenle İlgili Faktörler (kişisel etkenler)
Türe özgü hazır oluş: Öğrenecek olan organizmanın istenilen davranışı göstermek için gerekli biyolojik donanıma sahip olması anlamına gelir.
Olgunlaşma: Davranışların öğrenilebilmesi için, organizmanın belli bir gelişmişlik düzeyine ulaşmış olması gerekir.
Zeka: Zihinsel açıdan yeterli düzeye ulaşmayanlar, belli bir yaşa ulaşsalar bile, istenilen öğrenmeyi gerçekleştiremez.
Genel uyarılmışlık hali ve Kaygı: Uyarılmışlığın ve kaygının orta düzeyde olması gerekir
Fizyolojik durum: Öğrenmede fizyolojik yapı önemlidir. Özellikle duyu organları
Önceki yaşantılar (deneyim): Önceden edinilmiş olan bilgiler, yeni bilgilerin öğrenilmesini kolaylaştırıyorsa buna olumlu aktarma (pozitif transfer), zorlaştırıyorsa (negatif transfer) olumsuz aktarma denir.
Güdülenme (motivasyon): Bir amaca ulaşmak, bir varlığı bir hazzı elde etmek için eylemde bulunma eğilimidir. Temelinde ihtiyaçlar vardır. Bruner’e göre öğrenciyi harekete geçiren en önemli güdü merak, başarılı olma ve birlikte çalışmadır.
2.Öğrenme Yöntemiyle İlgili Faktörler
Öğrenmeye ayrılan zaman: Zaman dikkate alındığında, öğrenme yöntemlerini aralıklı çalışma veya toplu çalışma şeklinde sınıflandırmak mümkündür. Kalıcı öğrenmenin hedeflendiği durumlarda aralıklı çalışmak daha iyi sonuç verir.
Öğrenilen konunun yapısı: öğrenilen konunun yapısına göre öğrenme yöntemleri, parçalara bölerek çalışma ve bütün halinde çalışma olarak ikiye ayrılabilir. Hangisinin daha yararlı olduğu ele alınan konuya göre değişmektedir.
Öğrencinin aktif katılımı: Öğrenenin aktif veya pasif oluşuna göre öğrenme yöntemleri dinleme,okuma, yazma, anlatma şeklinde sınıflanabilir. Öğrenen, aktif olduğu yöntemleri kullandığında öğrenmede artmaktadır.
Geri bildirim (dönüt): İyi bir öğrenmenin gerçekleşebilmesi için öğrenenin, öğrenip öğrenmediğini veya ne kadar öğrendiği ile ilgili olarak bilgilendirilmesi gerekir. Öğrenci, yaptığı öğrenmenin yeterli olup olmadığını güdülenme ortadan kalkmadan öğrenmelidir.
3.Öğrenme Malzemesiyle İlgili Faktörler
Algısal ayırt edebilirlik: Algının seçici bir özelliği vardır. Buna göre öğrenme malzemesinin çevresindeki uyarıcılardan ayırtedilebilir olması öğrenilmesini kolaylaştırır.
Anlamsal çağrışım: Ele alınan konular kazanılmış bilgi birikimiyle ilgili olmalıdır.
Kavramsal gruplandırma: Birçok bilgi ile karşılaşıldığında, bunların sistemli olarak bütünleştirilebilmesi, onun öğrenilebilirliğini arttırır. Birbirlerine kavramsal açıdan yakın veya benzer olan kavramlar öğrenmede kolaylık sağlar.
4.Ortam
Fiziki ve sosyal ortam öğrenmede etkilidir.
A - BİLİŞSEL ÖĞRENME KURAMLARI
Bilişsel yaklaşıma göre öğrenme; bilginin algılanması, işlenmesi, kodlanması ve gerektiğinde geri getirilerek kullanılmasıdır.
Bilişsel süreç, algı, dikkat etme, yorulama, anlama ve hatırlama gibi zihinde gerçekleşen içsel oluşumları ifade eder.
Bu süreçte bireyler öğrenme sürecine aktif bir şekilde katılırlar.
Öğrenme zihinsel bağlantıların oluşmasını içerir; daha önceden öğrenilen bilgiler yeni bilgilerle ilişkilendirilir.
Bilgi örgütlenir.
BİLİŞSEL ÖĞRENME TÜRLERİ
1. GİZİL (örtük) ÖĞRENME
Bazı öğrenmeler, öğrenme amacı taşımaksızın, hatta kişi farkında olmadan gerçekleşir.
Bireyler fiziksel çevreleriyle ve nesnelerin yerleriyle ilgili olarak zihinlerinde bir harita oluştururlar. Buna bilişsel harita denir.
2. DENEME YANILMA YOLUYLA ÖĞRENME
Deneme yanılma yoluyla yapılan problem çözme sırasında, birey uyarıcı karşısında birçok davranışta bulunur. Bu davranışlardan pekiştirilenler öğrenilirken diğerleri söner.
Çözüm için gereksiz zaman kaybına neden olur.
3. SÖZEL ÖĞRENME
Sözel bilgi kolay öğrenilmekle birlikte, uzun süreli belleğe iyi kodlanmadığı takdirde çok kolay unutulur.
Sözel bilginin öğretiminde tekrar çok önemlidir.
Bellek destekleyiciler (sözel bilginin öğrenilmesinde kullanılır)
Görsel :
Bazı kimseler yeni öğrendikleri bilgileri görsel imaj olarak hayal ederek daha kolay hatırlarlar.
Sözel :
Bazı bellek destekleyiciler sadece sözeldir. Kısaltmalar, basit tekerlemeler, şiir ve şarkılar sözel bellek destekleyicilere örnektir.
Sözel bilgiler öğretiminin aşamaları
Kazandırılacak davranışın belirlenmesi
Olgunun yada sözel zincirin öğretmen tarafından söylenmesi
Sınıfa tekrarlatılması
Belli aralıklarla hatırlatılması
Doğru davranışların pekiştirilmesi
4. PSİKOMOTOR ÖĞRENME
Psikomotor beceriler genellikle birden çok duyu organı ve kasın koordinasyonuyla sağlanan karmaşık davranışlar bütünüdür.
Psikomotor becerilerin öğretimi
Psikomotor davranışlar büyük ölçüde model alma ve doğru davranışların pekiştirilmesi ve tekrarlar yoluyla öğrenilir.
Norman amatörlerle uzmanı ayıran 5 değişken belirlenmiştir.
Rahatlık : usta şoför, acemiye göre direksiyonun başında daha rahat oturur.
Otomatiklik: uzman kişiler beceriyi gösterirken, genellikle bilinçli olarak ne yaptıklarını düşünmezler. Usta şoför araba kullanırken yanındakiyle konuşabilir.
Zihinsel çaba: Beceri geliştikçe, zihinsel çaba azalır. Yapılan iş bireye daha kolay gelir. Usta şoför araba kullanırken yanındakiyle konuşabilir.
Stres: acemi kişiler beceriyi sergilerken stres altında kalırlar .
Bakış açısı: acemiler bir beceriyi gösterirken yaptıkları eylemlerin hepsine dikkat ederler.
5. PROGRAMLI ÖĞRENME
Kendine uygun materyalleri olan, öğrencilerin kendi hızları ile bireysel öğrenmelerini sağlayan bir öğretim yöntemidir.
Programlı öğretimin temel öğesi materyallerdir.
Programlı öğretimin ilkeleri
İlk olarak ulaşılacak hedef ve hedef davranışlar belirlenmelidir.
Problemler öğrencinin düzeyine uygun ve çözebilecek nitelikte oluşturulmalı
Öğretim materyali basitten karmaşığa doğru sıralanmalı
Hatalı cevaplar ve ceza olabildiğince azaltılıp, olumlu pekiştireç kullanılmalı
Davranışlar hakkında anında geri bildirim (dönüt) sağlanmalıdır.
Programlı öğretimin özellikleri
Öğrenilecek bilgi, her biri kolaylıkla kavranacak küçük birimlere bölünür.
Buna bağlı olarak öğrenme adım adım gerçekleşir.
Öğrenen birey etkindir; çünkü her bilgi adımında belirli davranış göstermesi istenir.
Öğrenmenin sağlanması için, öğrencinin doğru davranışlarına pekiştirme
Öğrenci yaptığı doğru ve yanlış cevaplar hakkında anında sonuç alır. yapılır. Dönüt vb.
Öğrenmede bireysel farklılıklar vardır. En iyi öğrenme, bireyin kendi hızıyla gerçekleştirdiği öğrenmedir. Bu nedenle öğrenciye kendi hızı ile ilerleme olanağı tanır.
Programlı öğretimin olumlu yönleri
Öğrencilerin kendi hızlarıyla öğrenmelerine olanak sağlar. Böylece bütün öğrencilere başarılı olma fırsatı tanır.
Öğrenme her zaman pekiştirilir. Öğrenciler kendi hızında bilinenden bilinmeyene doğru ilerler ve her doğru davranışı için pekiştireç alır.
Hemen dönüt verilir.dolayısıyla her öğrenci kendi hatalarını görür ve anında düzeltme yapabilir.
Programlı öğretim materyalleri ile ders dışında öğrencilerin öğrenme eksiklikleri tamamlanabilir.
Öğrenci süreçte etkin bir katılımcıdır, klasik koşullanmada olduğu gibi pasif değildir. Öğrenci aktif olduğundan, dikkatini uzun süre öğrenme konusu üzerinde toplayabilir.
Programda küçük adımlar vardır, geçişler kolay ve hatalar daha azdır.
Sınırlılıkları
Programlı öğretim materyalleri, hazırlanması uzmanlık gerektiren güç bir iştir. İyi hazırlanmazsa, öğrenciler için sıkıcı olabilir.
Eğitimde kazandırılmak istenen tüm davranışların adım adım öğretilmesi mümkün değildir. Özellikle karmaşık davranışların kazandırılmasında Programlı öğretim materyallerinden yararlanmak oldukça güçtür.
Programlı öğretim materyalleri bireysel çalışmayı gerektirdiğinden, çok sık kullanıldığı zaman öğrenciler arasındaki etkileşimi azaltır, toplumsal davranışların gelişmesini olumsuz yönde etkiler.
6. KAVRAYIŞ YOLUYLA ÖĞRENME (iç görüsel)
Kavrama yoluyla öğrenmelerde bireyin sahip olduğu bilişsel yapılarla, geçmiş yaşantılardan edindiği bilgiler önemli rol oynar.
Öğrencinin üçgenlerle ilgili bir problemi çözebilmesi için, problemle ilgili kavram ve ilkeleri bilmelidir.
Öğrenci gerekli bütün araç gereç ve yolları problem çözülünceye kadar düşünür; çözümü aniden bulduğunda, problem hakkında iç görü kazanmış olur.
BİLGİYİ İŞLEME KURAMI (Robert GAGNE)
1) Yürütücü Biliş
Bireyin nasıl öğrendiğinin farkındalığını ifade eder.
Bilgiyi işleme kuramı; bilginin dışarıdan nasıl alındığını, nasıl işlendiği, nasıl depolandığı ve nasıl geri getirilip hatırlandığı sorunlarını yanıtlamaya çalışır.
Bilgiyi işleme kuramına göre öğrenmeye etki eden iki temel unsur vardır.
Bilginin depolandığı bellekler
Diğeri ise bu belleklere bilginin işlenmesini, saklanmasını ve hatırlanmasını sağlayan yürütücü kontrol süreçleridir.
2) Yürütücü Kontrol Süreçleri
a- Algı
Duyusal bilginin yorumlanması yada anlamlandırılması işlemidir.
Algı büyük ölçüde geçmiş yaşantılara dayalıdır.
Her bireyin aldığı uyarımları örgütleme biçimi farklı olduğundan, insanların uyarımları algılamaları da değişir. Ör: okul bahçesinde itişen iki çocuk, bir öğretmen tarafından “kavga ediyorlar”, başka bir öğretmen tarafından “şakalaşıyorlar” diye algılanabilir.
b- Algıda seçicilik ve Dikkat
Birey dikkat ettiği uyarıcıları algılar.
Bireyin beklenti ve ihtiyaçlarını karşılayan uyarıcılar. Ör: aç olduğumuzda yiyecekler dikkatimizi çeker.
Yabancı, farklı uyarıcılar dikkat çeker. Parlak renk, hareket, monoton bir ortamdaki ani değişme
Yalın ve karmaşık uyarıcılardan çok, orta dereceli uyarıcılar dikkat çeker.
Öğrenilmiş ipuçları dikkat çeker. Altı çizili, italik, kalın ….
c- Duyusal Kayıt
Bilgiyi edinmenin ilk aşaması duyusal kayıttır.
Bu aşamada çevredeki uyarıcılar, uyarıcının özelliğine göre, 5 duyu organımızdan biri tarafından alınarak sinirleri uyarır. Bu sırada uyarıcının izi yaklaşık 1-3 sn duyusal belleğe kayıt olur.
Ör: bir kitabın sayfalarını hızla çevirdiğimiz zaman sayfalardaki yazılar gözümüzde iz bırakır. Bu süreç duyusal kayıt olarak adlandırılır.
Duyulara kaydolan bilgilerin bilinçli ve anlamlı bir hale dönüşmesi için KSBye geçmesi gerekir.
Uyarıcılardan hangilerinin KSB[1]ye geçeceğini ise tanıma, dikkat ve algı süreçleri belirler.
d- Kısa Süreli Bellek
Bu belleğin kapasitesi oldukça sınırlıdır. Bu kapasitenin 7 birim olduğu kabul edilir. Plaka no, tel no gibi….
KSBin bu sınırlılığı yüzünden bilgiler gruplandırılarak çözümlenmeye çalışılır.
Ör: tel no. 636 38 13
KSBte bilgiler etkindir, bir kere kullanılmak üzere bulundurulan bilgileri tutar.
Bu bilgilerin daha uzun süreli kullanılabilmesi için;
Sık sık tekrar edilmesi
Anlamlandırma gibi bir takım kodlama stratejilerinden yararlanmak
Ezberlenerek, işitsel bir ritimle eşleştirilmesi gerekir.
e- Uzun Süreli Bellek
KSBdeki bilgiler kodlanarak uzun süreli belleğe gönderilir.
USB[2], yeni gelen bilgilerin eskilerle bütünleştirilerek saklandığı yerdir. USB nin kapasitesinin sınırları belli değildir. Bilgilerin burada kalma süresi çok uzundur.
KSBte etkin olan bilgiler USB de edilgen biçimde durur. Bu nedenle KSBdeki bilgi anında hatırlanırken, USBdeki bilgilerin hatırlanması için belli bir süre geçmesi gerekir.
Bilgilerin hatırlanma süresi, depolanma biçimine göre değişir. İyi örgütlenmiş bilgi daha çabuk hatırlanır.
Bilgiye gereksinim olduğunda USBden geri getirilir. Bu işlem kimi kez bilinçli olarak yapılır, kimi kez de otomatik olur.
USB’nin 3 temel bölmesi olduğunu savunmuştur.
1. Anısal Bellek
Anısal bellek kişisel yaşantılarımızın depolandığı yerdir.
Anısal bellekteki bilgi, ne zaman oluştuğu, nerede meydana geldiğine göre organize edilmiş imajlar halinde depolanır.
Anısal bellekteki olağan ve sürekli tekrarlanan olayların hatırlanması oldukça güçtür. Çünkü yeni olaylar öncekileri bozabilir.
2. Anlamsal Bellek
USB’nin bu bölümünde konu alanlarının kavramları, olguları, kuralları, genellemeleri depolanır.
Anlamsal bellek bilgiyi, hem görsel hem de sözel olarak kodlanmış ve birbirlerine bağlanmış olan ağlarda depolar.
3. İşlemsel Bellek
Herhangi bir şeyin nasıl yapılacağı ile ilgili bilgilerin, işlemlerin depolandığı bellektir.
İşlemsel belleğin oluşumu çok zaman alıcıdır, ancak bir kez meydana geldiğinde de kalıcılığa, hatırlanma özelliğine sahiptir.
Bilginin USB ye aktarılamasın da kullanılan süreçler
Tekrar: Bilgi yeterli sıklıkta tekrarlanırsa, USBye geçer. Aralıklı tekrar sürekli tekrardan daha etkilidir.
Etkinlik: Birey bilgiyi USBde depolamak için bilgiyi düzenler ve yapılandırır.
Rosenshine’ dan öğretmenlere öneriler.
Öğrencilerin yeniden düşünmesini ve çözümlemesini sağlayıcı sorular sorulmalı
Sunulan materyali olduğu gibi tekrar etmesi yerine, kendine özgü biçimde ifade etmesi sağlanmalı
Derslerde, tanımlamalardan çok, uygulamalar ve örnekler çözümlenerek sentez yapılması sağlanmalıdır.
Sorun çözdürülmelidir.
Ev ödevleri ve alıştırmalar verilmelidir.
Ezberlemeden çok anlamlandırmaya dayalı testler çözdürülmelidir.
f- Unutma
1. Kullanılmama yüzünden silinme: Kullanılmama yüzünden ileri gelen bir unutmanın önlenebilmesi için, öğrenilenlerin kullanılması gerekir.
2. Bastırma: İşimize gelmeyen olay ve nesneleri bilinç altımızda bastırarak unutmak. Ör: Öğrencilerin kopya çekmesine izin vermeyen bir öğretmenin, öğrenciliğinde çektiği kopyaları hatırlamak istememesi,
3. Sızan kova hipotezi: Yeni yaşantılar edindikçe eski yaşantıların unutulması
4. Ket vurma
a- Geriye ket vurma: Yeni öğrenilen bilgilerin, eski öğrenilenleri unutturmasıdır. Ör: Yeni edinilen arkadaşlıkların, önceki arkadaşlıkları unutturması gibi….
b- İleriye Ket vurma: Önceden öğrenilmiş bilgilerin yeni öğrenilenleri unutturmasıdır. Ör.: Önceki hesap işlem şifresinin yeni şifreyi unutturması ….
Ket vurma, özellikle iki öğrenme malzemesi birbirine biraz benzediğinde ortaya çıkar.
İki öğrenme malzemesi birbirlerine hiç benzemediklerinde veya çok benzediklerinde ket vurmanın çok az olduğu veya hiç olmadığı görülmektedir.
Ket vurmayı önlemenin yolu, iki öğrenme arasında zihni dinlendirmek, gerekiyorsa uyumaktır.
Ket vurma ihtimali olan konular birbirine yakın zamanlarda öğrenmemeye çalışılmalıdır.
g- Hatırlama (geri getirme)
Geri getirme USBden, bilginin aranıp bulunarak etkin duruma getirilmesidir.
Hatırlamadaki önemli bir etken, bireylerin yeteneklerindeki ayrılıklardır.
Bireyin tutumu hatırlamada önemli bir rol oynar. Bireyin öğrenme ve öğrendiği şeyi anımsama isteği akılda tutmayı kolaylaştırır.
Öğretim sürecinde iyi örgütlenmiş materyalin kullanılması, bilgilerin kodlanmasını ve hatırlanmasını kolaylaştırır.
B ) Öğrenme Stratejileri
Tekrar Stratejileri:
Bilginin USBye daha uygun işlenmesine yardım eder.
Ezber için kullanılır.
Anlamlandırmayı Arttıran stratejiler:
Bilginin USBye çağrışımsal basamaklara dayanılarak aktarılması
Özetleme, not alma
Anlamlandırmada şu stratejiler ön plana çıkar. Soru sorma-not alma-özetleme
Özetleme, öğrencinin anlamlı okumasını, önemli düşünceleri benimsemesini ve kendi cümleleriyle içeriği oluşturmasını sağlar.
Özetleme Basamakları
Metindeki önemsiz bilgiyi çıkarmak
Ana düşünceyi belirlemek
Ana düşünceyi kendi cümleleriyle yeniden anlatmak
Bilgiyi İşleme Kuramının Eğitime Yansıması
Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazılmıştır.
« Önceki - Sonraki »