ÖĞRENME AÇISINDAN ÖĞRENCİ ÖĞRETMEN İLKİŞKİLERİ -4-
9/12/2008
ÖĞRETMEN VE ÖĞRETME VERİMLİLİĞİ
Öğrenci öğretmen etkileşiminde öğrencinin öğretmenden faydalanabilmesi için öğretmenin dikkat etmesi gereken bazı noktalar vardır.
• Öğrencileri bireysel ayrılıklarıyla tanımalı
• Öğrenme konularının düzeyleri çocukların özellikleri açısından incelenmeli, konuları buna göre seçmeli, sunmalı
• Öğrenmeye yöneltme, eylem planını ona göre düzenlemeli
• Öğrencilerin bireysel ayrılıklarına, gelişim durumlarına göre gerekiyorsa çalışma küreleri oluşturmak
• Çeşitli görevleri varken öğrenci özelliklerini göz önünde tutmalı
• Öğrenme araçlarını öğrencilerin özelliklerine göre seçmeli
• Öğrencilerin gelişim evreleri ve bu evrelerin özellikleri dikkate alınarak çalışmalar yürütülmelidir.
ÖĞRENCİNİN KİŞİLİĞİNİ TEMEL ALMAK
Öğrenme sürecinin etkin kılınmasında eğitimin her aşamasında gerçekten olumlu sonuçlar almak için onun kişiliğini temel almak, onun özelliklerine saygılı olmak onu iyi anlayarak yaklaşmak gerekir. Gelişim çağındaki çocuklar çevresindeki insanların güdümünden kurtulmak, bağımsızlıklarını kazanmak isterler. Bu dönemde anne babalar çocukları genellikle isyankârlıkla suçlarlar, oysa öğretmenler öğrencilerin geçirdikleri bu evreleri daha iyi çözümleyerek onların kişilik gelişmelerine olumlu katkıda bulunabilirler. Öğrencilerinin psikolojisini iyi tahlil ederek öğretmen öğrencilere nasıl tavır alacağını çok iyi ayarlamalı onun şahsiyet kazanmasında ona destek olmalıdır.
ÖĞRETMENİN KİŞİSEL ÖZELLİKLERİ VE BAŞARI
Gençlere iyi bir öğretmende aradıkları nitelikler sorulduğunda şu yanıtları vermişlerdir. İyi bir öğretmen hoşgörülü, sempatik, neşeli ve tutumu arkadaşça olmalıdır. Bilgili olmalı, iyi öğretmeli, öğrencilerle tek tek ilgilenmeli öğrencilerin görüşlerini dinlemeli. Disiplinli tutarlı olmalı ve öğrenciler arasında ayırım gözetmemelidir.
Öğretmen seçimi her meslekten daha önemlidir. Öğretmen olarak uyumsuz ve başarısız bir kişi başka bir işte daha başarılı olabilir. Kalabalık bir sınıfta kabına sığmayan gençlerle anlaşabilmek, sağlıklı bir öğretim ortamı yaratmak herkesin başarabileceği bir iş değildir. Öğretmenin özellikle gençlerle çalışan öğretmenin belli bir sosyal becerisi ve yaklaşımı olmalıdır. Gençlerin yanında sürekli tedirgin ve gergin durmamalı, otoritemi yitiririm korkusuyla davranmamalıdır. Gençlere yaklaşımı ılımlı ve tutarlı olmalıdır.
Araştırmalar gösteriyor ki öğretmenlikle öğretim yöntemleri, öğretmenin kişisel özellikleri ve tutumundan sonra gelir. Morali yüksek, ilgili ve bilgili bir öğretmenin öğretim başarısı koşullar ne olursa olsun yüksek olur.
Öğretmenin kişiliği ve tutumu sınıf havasını belirleyici başlıca etken olsa da öğrencilerin öğretmenlerine karşı tutumu ve karşılıklı iletişimleri de çok önemlidir. Adı çıkan öğretmenlere karşı öğrencilerin önyargılı davrandığı ortaya çıkmaktadır.
Sınıfın ortalama başarısı öğretmeninde başarısının bir ölçüsüdür. Ancak en çok sınıfta bırakan ya da herkese pekiyi veren öğretmen başarılı sayılmamalıdır. Bir sınıfın başarısı not ortalamasıyla değil standart başarı testleriyle daha kolay ölçülebilir.
Öğrencilerin çoğunluğunun sürekli olarak, alaycı, öfkeli, sert veya başarısız bulduğu öğretmen yöneticilerce uyarılabilir, başarılar ise ödüllendirilebilir. Ancak bizim toplumumuzda öğrencinin öğretmeni değerlendirmesine sıcak bakılmamaktadır. Kolay kolay da bakılmayacak gözükmektedir. Ancak öğretmenin başarısını ölçmede oldukça değerli ve demokratik bir yöntem olduğu kesindir.
YÜKSEK ÖĞRETİM
Yüksek öğretim çağına gelen öğrenciler genellikle ergenlik çağının sonlarını yaşayan gençlerdir. İlişkileri belirginleşmiş, belirli bir kültür, düşünce ve birikime sahiptirler. Dolayısıyla yüksek öğretim öğrencilerine karşı takınılacak tavır daha farklı olmak zorundadır. Burada öğrenciyi şekillendirmek, doğrudan yönlendirmek daha zordur. Hocalar danışmanlık ufuk açma, düzenleyicilik gibi fonksiyonlar üstlenirler. Öğrenci de bu çağda doğrudan müdahaleye kapalıdır.
Üniversitelerin sorunları çok ve karmaşıktır. Yeterli öğretim üyesinin azlığı, çağdaş eğitim için gerekli araç-gereçlerin yetersizliği, kalabalık sınıflar, barınma problemleri gibi birçok problem vardır. Öğrenci danışmanlığı hizmetleri çok az üniversitede verilebilmektedir. Genel olarak öğrenci–öğretim üyesi diyalogu zayıftır.
Yüksek öğrenimdeki öğrenci – öğretim görevlisi ilişkisi ile ilköğretimdeki öğretmen-öğrenci ilişkileri arasında pek çok benzerlik olduğu gibi önemli sayıda farklılıklar da vardır. Öğrencinin olaylara, dünyaya bakışında önemli değişikliler vardır. Üniversite hocasının öğrenciye bakışı ve ona tepkileri de bir lise talebesinden farklıdır. Bu konu ayrıca bir araştırmayı gerektirecek kadar da farklılık arz etmektedir.
Sonuç olarak; verimli bir öğretimde en temel nokta, verime etkisi en büyük unsur öğrenci ve öğretmen arasındaki diyalog ve etkileşimdir. Bütün şartların olumlu ve iyi olmasına rağmen sadece öğrenci öğretmen ilişkilerindeki olumsuzluk ve uyumsuzluk başarısızlık için fazlasıyla yetebilecek bir etkendir.
Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!